Yazı, deneme
Vlog S3
Youtube'da izlediğim bir vlog sezonuyla ilgili izlerken edindiğim bir kaç fikir ve yorum. S3E4 Algılarken belirli şeyleri ön kabul yapmamız gerekir ki bu kavramayı açığa çıkarır. Kişinin kendisini…
Youtube’da izlediğim bir vlog sezonuyla ilgili izlerken edindiğim bir kaç fikir ve yorum.
S3E4
Algılarken belirli şeyleri ön kabul yapmamız gerekir ki bu kavramayı açığa çıkarır. Kişinin kendisini kavrayabilmesi ise ego ön kabulüyle olur. Kendim için aldığım bu ön kabule göre kendim değişir. Ben bu bedenden dışarı bakarken başkaları da kendi bedenlerinden dışarı bakıyor. Ve bunun hakkında aynı anda düşündüğümüz düşünürsek bedensiz de varlığımız olduğunu düşünebiliriz. Ki sen başka bir bedende de olabilirdin çok rahatça bu senin elinde olan bir durum değil. Buna karşın insan kendini sadece bu bedene bağlı olduğunu da düşünebilir. Ve bu onun diğer insanları algılama biçimini de değiştirir. Onları nesneleştirebilir. Peki ya bedenden farklı bir varlık açısıyla bakarsa konuya insanları nasıl kavrar? Onlara kendisi gibi mi davranır? Eğer öyle olsaydı bencillik denen bir kavramın oluşmaması gerekirdi. Çünkü onları kendisi gibi kavrasaydı onları ve kendini bir bütünün parçası olarak görebilirdi. Bu da bencillik kavramını yok etmesi gerekirdi. Peki ya referansların tek bir kabulu olmaz ise misal zamana ve mekana göre değiştiğini düşünelim. İnsanları nesneleştiriken aynı zamanda kendisi gibi bedenden muaf olabilecek bir varlık olarak kavrarsa referansı ne olur? Buna sebep olabilecek şey bireysel arzular olabilir elbette. Bireysel arzuların şehveti bireyde diğer insan ve varlıklardan daha öncelikli hale gelebilir. Bunun sonucunda kendisini ve diğerlerini nesneleştirebilir. Bu durum arzu hazzının alınıp bitmesiyle de eski duruma dönüşüp farklı bir referans ortaya çıkarabilir. Bu iki referans dışında referans olamaz mı?
S3E5
Yorumlamayı bırakmalıyız belki de. Algılarımızın farklılığı yüzünden insanlarla bile anlaşamazken bütün evrenle anlaşmamızı ortak algılara sahip olmamızı beklememiz büyük bir sıkıntı. Kendi algılarımız bile zaman ve mekana göre değiştiğini düşünürsek kendimizle bile anlaşmaya varmayı hayal edebilmek nasıl olacak? İşte bu yüzden yorumlamayı bırakmalıyız belki de. Yorumladıkça ulaşmaya çalıştığımız noktadan aşağıya gidiyoruzdur belki de. Bebekler mesela senin algıladığın gibi dünyayı algılıyorlar mı acaba? Belki de doğduğumuzda ulaşmaya çalıştığımız hedefin tam kendisine vakıftık ancak giderek kaybettik bunu hatta belki de doğduğumuzda zirvedeydik giderek alçalıyoruzdur. Yorumlarımızla saf sevgiye bir set örüyoruz. Algı kavramlarımızın farklılığı ile birbirimize kin nefret duymaya başlıyoruz. Bizlere verilen en büyük yük ise bu algılarımız kavrama ve kontrol etme kabiliyetidir. kim bilir.
S3E7
Daha önce de bahsettiğimiz gibi algılamamız ve kavramamızın farklı olduğunu düşünürsek hepimiz farklı evrenlere bakıyoruz. Bu fiziksel olarak da böyledir. Zaman kavramı her kişi için hem farklıdır hem de farklı algılanır. Bu gözlemle ayırt edilebilir yani gözlemle delillenir. Bu da demektir ki gözlemle elde edeceğimiz veya herhangi bir metodla elde edeceğimiz bilgilerin hiçbiri net bir doğruyu ifade etmez.
S3E9
Matrix?! İnsanlar kendi evrenini farklı algıladığını da düşünürsek o zaman hepimiz kendi evrenimizi oluşturmuyor muyuz? Kendi benliğimizin farkına varmak için. Halbuki bizim referans noktamız var.
**Tümüyle bana ait olmadığını belirtmeme gerek yoktur diye düşünüyorum.